58.000'den fazla kelime ile en kapsamlı Osmanlıca Türkçe sözlük
Aradığınız Osmanlıca kelimelerin Türkçe anlamlarını sözlüğümüzde bulabilirsiniz
ŞERİAT ne demek? ŞERİAT kelimesinin anlamı nedir?
Doğru yol. Hak din yolu.
Büyük ve geniş cadde.
Nur,
aydınlık, ışık.
Kur'an-ı Kerim ve Hazret-i Peygamber
Aleyhissalâtü Vesselâm'ın târif ettiği ve bildirdiği yol.
Allah (C.C.) tarafından Peygamber Aleyhisselâm vâsıtasiyle
vaz' ve tebliğ olunan hükümleri hâvi İlâhî kanunların
hey'et-i mecmuası. Şeriat, aynı zamanda din mânâsına
müsta'meldir ki, ahkâm-ı asliye denen itikadiyâtı ve ahkâm-ı
fer'iye denen ibadet, ahlâk ve muâmelât yâni, İslâm Hukukunu
ihtivâ etmektedir... (Bak: Hukuk)(Şeriat; insanlardan sudur
eden ef'âl-i ihtiyariyeyi bir nizam ve bir intizam altına
alıp tahdid eden kaidelerin hulâsasıdır veya devletin
işlerini tanzim eden nizamların, düsturların, kanunların
mecmuasıdır. İ.İ.)(Şeriat ikidir. Birincisi: Âlem-i asgar
olan insanın ef'âl ve ahvâlini tanzim eden ve sıfât-ı
kelâmdan gelen bildiğimiz şeriattır. İkincisi: İnsan-ı ekber
olan âlemin harekât ve sekenatını tanzim eden, sıfat-ı
iradeden gelen şeriat-i kübra-yı fıtriyedir ki, bazan yanlış
olarak tabiat tesmiye edilir. H.)("Şir'a, Şeria, Meşrea";
lügatta bir ırmak veya herhangi bir su menbaından su içmek
veya almak için girilen yol demektir. Bunda, insanların
hayat-ı ebediyeye ve saadet-i hakikiyeye ulaşması için Allah
Teâlâ'nın vaz' u teklif ettiği ahkâm-ı mahsusaya ve mezheb-i
müstakime bil'istiâre ıtlak edilmiştir ki, din demektir.)
(E.T.)(Şeriat, din lisânında; Cenâb-ı Hakkın, kulları için
vazetmiş olduğu, dini, dünyevi ahkâmın heyet-i mecmuasıdır.
Bu itibarla şeriat: Din ile müradif olup, hem ahkâm-ı asliye
denilen itikadiyatı, hem ahkâm-ı fer'iye-i ameliye denilen
ibadet, ahlâk ve muâmelâtı ihtiva eder.Şeriat, umumi
mânasına nazaran bir Peygamber-i Zişân tarafından tebliğ
edilmiş kanun-u İlâhi demektir. Ahkâm-ı Şer'iye denilince,
bundan kanun-u İlâhi hükümleri mânasını anlamak lâzımdır. Ve
bununla asıl Kur'ana, Hadise, İcmaa sarahaten müstenid olan
hükümler kasdedilmiş olur. Ist. F.K.)(Devlet ve uyruk,
siyasetin ve siyasi olan hükümlerin icabına göre idare
olunur ise, bu da yerilmiş olur. Çünkü Allah'ın nurundan
ibaret olan şeriat hükümleri ihmâl edilmiş oluyor. Beşerin
bütün işi, gerek devlet işi ve gerek başka işler olsun
iyiliği ve kötülüğü âhirette kendisine aittir. Yani iyi ise
ecirli ve sevaplıdır, kötü ise cezaya çarptırılır. Allah
Elçisi (A.S.M.): "Ancak dünyadaki iyi ve kötü bütün
amelleriniz âhirette kendinize reddedilir. Yani hayır ise
ecir ve sevap kazanır, kötü ise cezaya çarptırılırsınız!"
der. Siyasi hükümlerde ise ancak dünyevi fayda ve
maslahatlar gözönünde bulundurulur. Siyasi kanunları
koyanlar, ancak dünya hayatının dış görünüşünü görür ve
bilirler. Şari'in maksadı ise, insanların âhiret saâdetidir.
İşte bundan dolayı, bütün insanların gerek dünyevi ve gerek
âhiret işlerinde şeriatlara uygun olarak görmeye sevketmek
vâcibdir. Bu vazife, kendilerine şeriat indirilmiş olan
peygamberlere, onlardan sonra onların yerine geçenlere
(devlet başkanlarına) yükletilmelidir... Siyasetçi demek,
akli delil ve hükümlere dayanarak dünya maslahat ve
faidelerini elde eden, zarar ve ziyanları defetmeye sevk
eden insan demektir. Halifelik ise, umumiyetle âhiret fayda
ve maslahatlarını gözönünde bulundurarak şeriat ile iş
görmeğe sevkeder. Şari'a göre, dünya iş ve amellerinin hepsi
de (sonucu bakımından) âhirete râcidir. Halifelik ise, dini
korumak ve dünya siyasetini dine uygun olarak idare etmek
hususunda şeriat sahibine nâiblik etmek demektir.)
(Mukaddime, İbn-i Haldun, ci: 1, sh: 508-509-510, 1954,
İstanbul Maarif Basımevi)
"ŞERİAT" kelimesine ilk yorumu yazan sen ol.