58.000'den fazla kelime ile en kapsamlı Osmanlıca Türkçe sözlük
Aradığınız Osmanlıca kelimelerin Türkçe anlamlarını sözlüğümüzde bulabilirsiniz
TÂRİK-ÜS SALÂT ne demek? TÂRİK-ÜS SALÂT kelimesinin anlamı nedir?
Namaz kılmayı terketmiş olan kimse.(Çok tembellerden ve
târik-üs salâtlardan işitiyoruz; diyorlar ki: Cenab-ı
Hakk'ın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur'ân'da çok
şiddet ve ısrar ile ibâdeti terkedeni zecredip Cehennem gibi
dehşetli bir ceza ile tehdit ediyor. İtidalli ve istikametli
ve adaletli olan ifade-i Kur'âniyeye nasıl yakışıyor ki,
ehemmiyetsiz bir cüz'î hataya karşı, nihayet şiddeti
gösteriyor?Elcevab: Evet, Cenab-ı Hak, senin ibadetine,
belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen, ibadete
muhtaçsın; mânen hastasın. İbadet ise, mânevi yaralarına
tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde isbat etmişiz.
Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin
ona nâfi' ilaçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil,
hekime dese: Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar
ediyorsun?.. Ne kadar mânâsız olduğunu anlarsın.Amma
Kur'ânın, terk-i ibadet hakkında şiddetli tehdidatı ve
dehşetli cezaları ise; nasılki bir Padişah, raiyetinin
hukukunu muhafaza etmek için; âdi bir adamın, raiyetinin
hukukuna zarar veren bir hatasına göre, şiddetli cezaya
çarpar. Öyle de; ibadeti ve namazı terk eden adam, Sultan-ı
Ezel ve Ebedin raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna
ehemmiyetli bir tecavüz ve mânevi bir zulüm eder. Çünkü;
mevcudatın kemalleri, Sânia müteveccih yüzlerinde tesbih ve
ibadet ile tezahür eder. İbadeti terkeden, mevcudatın
ibadetini görmez ve göremez. Belki de inkâr eder. O vakit
ibadet ve tesbih noktasında yüksek makamda bulunan ve
herbiri birer mektub-u Samedani ve birer âyine-i Esmâ-i
Rabbaniye olan mevcudatı âlî makamlarından tenzil ettiğinden
ve ehemmiyetsiz, vazifesiz, câmid, perişan bir vaziyette
telâkki ettiğinden, mevcudatı tahkir eder; kemalâtını inkâr
ve tecavüz eder. Evet herkes; kâinatı kendi âyinesiyle
görür. Cenab-ı Hak, insanı, kâinat için bir mikyas, bir
mizan suretinde yaratmıştır. Her insan için, bu âlemden
hususi bir âlem vermiş. O âlemin rengini, o insanın
i'tikad-ı kalbîsine göre gösteriyor. Meselâ; gayet me'yus ve
matemli olarak ağlayan bir insan, mevcudatı ağlar ve me'yus
suretinde görür... gayet sürurlu ve neş'eli, müjdeli ve
kemal-i neş'esinden gülen bir adam; kâinatı neş'eli, güler
gördüğü gibi, mütefekkirâne ve ciddi bir surette ibâdet ve
tesbih eden adam; mevcudatın hakikaten mevcud ve muhakkak
olan ibadet ve tesbihatlarını bir derece keşfeder ve görür..
gafletle veya inkârla ibadeti terkeden adam; mevcudatı,
hakikat-ı kemalâtına tamamiyle zıd ve muhalif ve hatâ bir
surette tevehhüm eder ve mânen onların hukukuna tecavüz
eder. Hem o târik-üs-salât, kendi kendine mâlik olmadığı
için, kendi mâlikinin bir abdi olan kendi nefsine zulmeder.
Onun mâliki, o abdinin hakkını onun nefs-i emmâresinden
almak için, dehşetli tehdit eder. Hem netice-i hilkatı ve
gaye-i fıtratı olan ibadeti terk ettiğinden, hikmet-i
İlâhiyeye ve meşiet-i Rabbaniyeye karşı bir tecavüz hükmüne
geçer. Onun için cezaya çarpılır.Elhasıl: İbadeti terkeden,
hem kendi nefsine zulmeder; -nefs ise, Cenab-ı Hakk'ın abdi
ve memlüküdür- hem kâinatın hukuk-u kemalâtına karşı bir
tecavüz, bir zulümdür. Evet, nasılki küfür mevcudata karşı
bir tahkirdir; terk-i ibadet dahi, kâinatın kemalâtını bir
inkârdır. Hem hikmet-i İlâhiyyeye karşı bir tecavüz
olduğundan, dehşetli tehdide, şiddetli cezaya müstahak
olur.İşte bu istihkakı ve mezkur hakikatı ifade etmek için,
Kur'ân-ı Mu'ciz-ül-Beyan; mu'cizane bir surette o şiddetli
tarz-ı ifadeyi ihtiyar ederek, tam tamına hakikat-ı belâgat
olan mutabık-ı muktezâ-yı hale mutabakat ediyor. L.)
"TÂRİK-ÜS SALÂT" kelimesine ilk yorumu yazan sen ol.
"TÂRİK-ÜS SALÂT" kelimesine ilk yorumu yazan sen ol.